e-περιοδικό της Ενορίας Μπανάτου εν Ζακύνθω. Ιδιοκτήτης: Πρωτοπρεσβύτερος του Οικουμενικού Θρόνου Παναγιώτης Καποδίστριας (pakapodistrias@gmail.com), υπεύθυνος Γραφείου Τύπου Ι. Μητροπόλεως Ζακύνθου. Οι δημοσιογράφοι δύνανται να αντλούν στοιχεία, αφορώντα σε εκκλησιαστικά δρώμενα της Ζακύνθου, με αναφορά του συνδέσμου των αναδημοσιευόμενων. Η πνευματική ιδιοκτησία προστατεύεται από τον νόμο 2121/1993 και την Διεθνή Σύμβαση της Βέρνης, κυρωμένη από τον νόμο 100/1975.

Τα νεότερα στα θεματικά ένθετα

Δευτέρα 31 Αυγούστου 2026

Yeni Kilise Yılının Başlangıcı Münasebetiyle Patriklik Genelgesi (2026)

† BARTHOLOMEOS

Yaradan’ın lütfuyla Konstantinopolis, Yeni Roma Başepiskoposu ve Ekümenik Patrik

Kilise’nin tüm cemaatine, kâinatın Yaratıcısı, Rab’bimiz, Tanrı’mız ve Kurtarıcımız İsa Mesih’ten lütuf, esenlik ve merhamet olsun.

Pek Muhterem Episkopos Kardeşlerimiz ve Rab’de sevgili evlatlarımız,

Tüm iyiliklerin kaynağı olan Tanrı’nın lütfuyla bugün Yeni Kilise Yılına giriyoruz. Bu yılın başlangıcında, mezmurlar, ezgiler ve ilâhiler eşliğinde, “Doğal Çevrenin Korunması İçin Dua Günü”nü anıyor ve kutluyoruz.

Günümüzün çok boyutlu ekolojik krizi, aslında, insanın özgürlüğünün, dininin ve felsefesinin, ahlâkının ve kültürünün krizidir. Önce özgürlüğümüzün “kötü bir değişime” uğraması itibariyle Yaşam Kaynağı’ndan kopmamız ve yabancılaşmamız gelir; ardından doğal çevre için yıkıcı davranışlarımız ortaya çıkar. Ekolojik sorunun manevî boyutlarını yalnızca ortaya koymakla kalmayıp, onunla mücadele konusunda yeni yollar ve ufuklar açan Ekümenik Patrikliğin 1989 yılından bugüne kadar kesintisiz biçimde gerçekleştirdiği öncü girişim ve müdahalelerden derin bir minnettarlık duyuyoruz. Ekolojik kongreler, ilgili Hristiyan Kiliseleri ve dinler arası diyaloglar, Büyük Kilise’nin çevre sorunlarına yönelik somut önerileri, ekolojik krizin toplumsal boyutlarına ve sonuçlarına yapılan vurgu ve bunlar gibi daha nice çalışma, güçlü ve kapsamlı bir çevre yaklaşımını meydana getirmektedir. Bu yaklaşım, ilerleme fikrinin kavranışında ve insanlığın doğaya karşı tutumunda, ayrıca siyaset, ekonomi ve toplumsal hayatın aktörlerinin; Kiliselerin ve dinlerin, bilim ve teknolojinin ve yeni neslin eğitim sistemlerinin hareket tarzında “Kopernikvari bir dönüşümün” kaçınılmaz gerekliliğini vurgulamaktadır.

Bizler de, Mesih’in Kutsal ve Büyük Kilisesi’nin ekolojik yaklaşımını sözümüz ve eylemlerimizle ortaya koymaya; yaratılışla kurulan Efharistiya merkezli, çileci ve doksolojik ilişkinin doğa dostu dinamizmini göstermeye devam edeceğiz. Bununla birlikte, “çok iyi” olan yaratılışın menfaati uğruna, Ortodoks inancımızın ve geleneğimizin özgün ekolojik mesajını açıklığa kavuşturmak üzere kapsamlı bir teolojik çalışmanın gerekli olduğunun her daim altını çizmeye devam edeceğiz.

Ekolojik tehdidin dinî ve ahlakî boyutlarının ortaya konulmasının, “ekolojik sorumluluğun” temel öneminin farkına varılmasına yol açacağına inanıyoruz. Nihayetinde insan, sanki hiçbir şey bilmiyormuş gibi davranmayı bırakmalı ve yeryüzünün beşer kaynaklı yükleri ve tahribatları sonsuza dek taşıyabileceği, doğanın her zaman kendi kendini yenileme gücüne sahip olduğu yanılsamasından kesin olarak vazgeçmelidir.

Doğal çevrenin korunmasına yönelik sorumluluk ahlâkı; küresel, ulusal, yerel ve kişisel düzeylerde ifade edilmelidir. Bir kez daha tekrarlıyoruz: Ekolojik sorumluluğun geliştirilmesi, insanlık için “kategorik bir buyruktur”; çünkü insanoğlu, bütün tarihsel yolculuğu boyunca karşılaşmak zorunda kaldığı en büyük tehditle karşı karşıyadır.

Açıkça görülmektedir ki, Mukaddes İncil’deki “Akılsız Zengin”in (Luka 12:17-21) temsil ettiği insan modelinin egemen olduğu ve bu şahsın söylediği gibi, “Ambarlarımı yıkıp daha büyüklerini yapacağım, bütün tahıllarımı ve mallarımı oraya yığacağım” ve “Ey canım, yıllarca yetecek kadar bol malın var. Rahatına bak, ye, iç, yaşamın tadını çıkar” dediği sürece insanlık, kendi geleceğinin altını oymaya ve kendi “evini” yok etmeye devam etmiş olacaktır.

İnsanlığın “modern günahları”, insan ile doğa arasında yeni bölünmeler ve kopuşlar meydana getirmiş ve getirmeye devam etmektedir. Modern “insan-tanrı”, yeryüzünün tahrip edilmesinde ısrar etmekte; jeopolitik planlar ve ekonomik çıkarlar, tüketimcilik ve esasen doyumsuz ihtiyaçların tatmini adına ölçüleri ve sınırları görmezden gelmektedir. Bunun da ötesinde, insanın iç dünyasında yaşanan ve değerlerinde meydana gelen köklü değişimler bulunmaktadır. Doğayı yönlendirme, araçsallaştırma ve sömürme iradesinin dünya çapında egemen olmasının sonuçları, gezegenimizdeki yaşam açısından trajik olacaktır.

Hristiyan dünyası tarafından 1 Eylül’ün Doğal Çevreyi Koruma Günü olarak giderek benimsenmesi ve resmen kabul edilmesi, bugün Hristiyanların birliğinin bir sembolü ve bu birliği fiilen ilerleten bir unsur olarak özel bir önem kazanmaktadır. Öte yandan, Yeni Kilise Yılının başlangıcında, litürjik geleneğimiz içinde “kâinatın Yaratıcısını” yüceltmemiz, tabiata saygı göstermemiz için değerli bir mirastır; çünkü yaratılış, bizim tarafımızdan kendisine yöneltilen uygunsuz ve yıkıcı saldırının sonuçlarına maruz kalmaktadır.

Muhterem Episkopos Kardeşler ve Rab’de sevgili manevî çocuklarımız,

Ekolojik kültürün temel sütunlarına saygı göstermek, yıkıma yol açan eğilimleri durdurabilir ve sürdürülebilir kalkınmaya giden “ekolojik tek yönlü yolu” açabilir. Daha genel olarak insanlığın, ortak temel değerlerden oluşan bir bütünlük üzerinde uzlaşmaya ihtiyacı vardır. Bölünmeler ve kutuplaşmalarla dolu bir dünyada bu müşterek değerler bütünü, geleceğe doğru ilerleyişimizde bir pusula görevi görecektir.

Sözkonusu değerlerin ekseni olarak, karşılıklı sorumluluğun, diyaloğun ve samimî karşılıklılığın bir unsuru olan dayanışma ilkesini, doğal çevrenin korunmasına ilişkin kolektif sorumlulukla birlikte değerlendiriyoruz. İnsan kişiliğinin kutsiyetine fiilen saygı göstermek kadar, yaratılışı korumaya özen göstermek de inancımız açısından Kilise’nin Efharistiya’da kendisini tamamlaması ve insanın yaratılışın “koruyucusu” olmaya çağrılmasının hayatî ifadeleridir.

Bu anlayış içinde, yeni kilise yılının hayırlı ve iyi âmelller ile bereketli geçmesini diliyor; hepinizin üzerine, Pammakaristos Meryem Ana’nın şefaatleri ve hidayetiyle — onun kutsal ikonunu Mukaddes Patrikhane Kilisesi’nde saygıyla muhafaza ediyor ve kalbimizle selamlıyoruz — Rab’bimiz, Yaratıcı’mız ve Kurtarıcı’mız İsa Mesih’in lütfunu ve merhametini diliyoruz. O’nun kutsal adı şimdi, daima ve sonsuz çağlar boyunca mübarek ve yüceltilmiş olsun. Âmin!

1 Eylül 2026

† İstanbul Rum Patriği I. Bartholomeos 

Allah katında hepinizin hararetli duacısı

Δεν υπάρχουν σχόλια: